RİZELİ Prof. Dr. İBRAHİM HİLMİ KARSLI: EN BÜYÜK DERECEM HAFIZLIK PAYESİDİR

RİZELİ Prof. Dr. İBRAHİM HİLMİ KARSLI: EN BÜYÜK DERECEM HAFIZLIK PAYESİDİR

RİZELİ Prof. Dr. İBRAHİM HİLMİ KARSLI:  EN BÜYÜK DERECEM   HAFIZLIK PAYESİDİR
RİZELİ Prof. Dr. İBRAHİM HİLMİ KARSLI:  EN BÜYÜK DERECEM   HAFIZLIK PAYESİDİR admin

1961 yılında Rize'de doğdu. 1988 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 1987-1994 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığında görev yaptı. 1993 yılında sahasıyla ilgili araştırmalar yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından burslu olarak Tunus'a gönderildi. 1994 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisansını, 2000 yılında Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde doktorasını tamamladı. 1994 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize İlahiyat Fakültesine Araştırma Görevlisi olarak atandı. 2006 yılında Doçent, 2012 yılında Profesör oldu. Temel İslam Bilimleri bölüm başkanlığı, fakülte ve enstitü kurulu yönetim kurulu üyeliği görevlerini sürdürmekte iken 29 Ağustos 2008 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliğine seçildi. Bu görevini yürütürken 28 Ağustos 2015 tarihinde yeniden Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliğine seçildi. Prof. Dr. Karslı 11 Temmuz 2020 tarih ve 2020/359 Karar sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Diyanet İşleri Başkan yardımcığına atandı.

KENDİ KALEMİNDEN Prof. Dr. İBRAHİM HİLMİ KARSLI
1961 yılında Rize’nin Güneysu ilçesinde eski adıyla Ulucami yeni adıyla Merkez Mahallesi’nde (Vonit) dünyaya geldim. Ekonomik bakımdan orta halli bir ailenin çocuğuydum. Dedem (Tula Mustafa Hoca) ilim iştiyakıyla dolu bir hayat geçirmiş, çok zor şartlar altında dini ilimleri tahsil etmişti. Sonraları Güneysu’da bir camide (Gazavit) yıllarca imamlık yapmıştı. Babam ve amcalarım okumamıştı; meslek hayatları genelde gemicilikle geçmişti. 

DEDEMİN DUALARIYLA YOL ALDIM
Hayatımın ilk yılları, dedem vesilesiyle tahsile önem verilen, ilim ve irfanın konuşulduğu bir aile ortamda geçti. Bu benim geleceğim adına önemli bir fırsattı. Rahmetli dedem, ilim mirasını çocuklarının devam ettirmesini çok arzulamış ancak bunu başaramamıştı. Nitekim bu temennisini sık sık çevresine ifade ederdi. İlim ve irfan mirasını çocuklarından birine devredememenin acı bir şey olduğunu söyler ve ağlardı. Tahsil hayatımda elde ettiğim muvaffakıyetlerde hep onun dualarının tesiri olduğunu düşünmüşümdür. Merhum dedem, ilmi kimliği yanında, toplumda kendisine güven duyulan, insanlar arası ihtilaflarda görüşüne başvurulan etkili bir kişiliğe sahipti. Diğer bir özelliği de devletle halk arasında adeta aracı konumundaydı. Siyasi idare ve toplum ilişkilerinde sorunların yaşandığı bu dönemlerde böyle bir misyonu üstlenmesi oldukça dikkat çekicidir. Hem hoca kimliğine sahip olması hem de toplumsal etkinliğinin böyle bir rolü üstlenmesinde etkili olduğu anlaşılmaktadır.  
  
ON ÜÇ YAŞINDA HAFIZ OLDUM
On yaşlarında iken mahalle camisine gitmeye başladım. Kısa zamanda Ali Yılmaz Hoca Efendi’den Kur’an okumayı öğrendim. Hocam, Kıbledağı köyünden Yusuf Yılmaz Hoca Efendi’nin yeğeni olup uzun yıllar Güneysu Merkez camilerinde imamlık yapmış, kura, hafız ve halen hayatta olan bir zattır. Kısa zamanda Kur’an’ı ondan hatmettim. Ağzımın Kur’an tilavetine yatkın oluşu onun dikkatini çekmiş ve bana hafızlık yaptırmaya niyetlenmişti. Bu niyetini merhum dedeme açması, onun için adeta bir müjde olmuştu. Çünkü o, hep böyle bir beklenti içerisindeydi zaten. On üç yaşlarında iken mahalle camiiinde hocam Ali Yılmaz’dan hafızlığı ikmal ettim. Hıfzımı tamamladıktan sonra altı yıl boyunca her Ramazan’da mukabele okudum. Daha sonraları İstanbul’da bulunduğum dönemlerde de bir arkadaşımla bölüşerek üç yıl kadar hatimle teravih kıldırmak nasip oldu. Bütün bunlar, benim hıfzımı oldukça sağlamlaştırmış, ilerleyen yıllarda onu zayi etme durumunda kalmamıştım. Aksine hafızlık, hayatımın akışına yön vermiş ve beni hep cesaretlendirmiştir. İfade yerinde ise, tahsil hayatımın daima lokomotif gücü olmuştur. Hayatım boyunca aldığım en büyük derecenin de çocukluk yıllarında kazandığım bu hafızlık payesi olduğuna inanmışımdır.      

HOCAM BANA GÜVEN VERDİ
Lise yıllarında Ali Yılmaz hocamla irtibatım devam etti. Dolayısıyla cami görevleri (müezzinlik, imamlık, hatiplik) konusundaki ilk bilgi ve tecrübeyi onun sayesinde kazandım. O, bize bu konularda hep güven ve cesaret verdi. Aslında o, zeki ve yetenekli bir insandı; ilim meraklısı idi. Nitekim hafızlık yaptığım yıllarda bir süreliğine ayrılıp İstanbul’a gitmiş; aşere ve takrip ilimlerini orada tahsil etmişti. Ancak şartların bir neticesi olarak tahsil hayatını fazla devam ettirememişti.  Ali Yılmaz Hocam, benim tahsil hayatım için büyük bir şanstı. Çünkü hassas ruhlu bir insandım. O da bunun bilincinde olduğu için bana şefkatle davranmış ve beni ürkütmemek için elinden gelen gayreti göstermişti. Tahsil hayatım boyunca ilminden istifade ettiğim hocalarım arasında onun apayrı bir yeri vardır. Bu sebeple onun hakkını ödemem zordur. Çünkü bu yıllarda (1970’lerin başı) hafız olup da şahsiyeti hırpalanmamış, kişiliği örselenmemiş kimse neredeyse yok gibiydi. Ancak takdir-i ilâhi bize bir gelecek hazırlamış ve onun sayesinde bu tür musibetlerden bizleri korumuştu.

İLK ARAPÇA DERSLERİNİ DEDEMDEN ALDIM
Hafızlık yaptığım yıllarda kendi gayretimle okuma-yazmayı kısa zamanda öğrendim. Bunda elbette ki yaptığım hafızlığın rolü büyüktü. Çünkü bu sayede hıfz ve öğrenme yeteneğim gelişmişti. Yaşım da ilerlemişti. Bu sebeple ilkokula üçüncü sınıftan başlamama müsaade edildi. Hatta ilk gün sınıfta okuma yazma dersinde en güzel yazılardan birini ben yazdım. İkinci sene ilk yarıyılda dördüncü sınıfı, ikinci yarıyılda da beşinci sınıfı okudum. Sonuçta iki yıl okuyarak 1975 yılında ilkokulu pekiyi derece ile bitirdim. Musikiye yatkın bir sesim vardı. Nitekim bunun farkına varan okul müdürü Kasım Yıldız, bayram törenlerinde sahneye çağırır ve bana şarkı söyletirdi. Hem hafız olmak hem de sahnede şarkı söylemek. Evet, garip bir durumdu, ama bu iki olgu benim hayatımda buluşmuştu. Daha sonraları dedemden ilk Arapça derslerini (Emsile, Bina, Avamil) aldım. Dedem yaşlandığı için bazı konuları eskisi gibi hatırlamıyordu. Bununla beraber derslerde sorular sormam ve öğrenme konusunda iştiyak içerisinde olmam onu çok sevindiriyordu. Lise ikinci sınıfa kadar Rize İmam-Hatip Lisesi’nde okudum (1979). Son üç yılı babamın işi nedeniyle İstanbul İmam-Hatip Lisesi’nde tamamladım (1982). Lise yıllarım, bir arayış içerisinde bulunduğum, İslam, Müslümanlar ve yaşadığımız çağ konusunda okumalarımın yoğunlaştığı, fikri şahsiyetimin şekillenmeye başladığı yıllardır. Hem ülkemizde yazılan çizilenleri hem de Arap ve İslam dünyasından Seyyit Kutup, Hasan el-Benna, Mevdudi ve benzeri müelliflerden tercüme edilen eserleri okuyordum. 

TIPLA BERABER DİNİ İLİMLER OKUMAYI HEDEFLEMİŞTİM
İstanbul’da bulunduğum yıllarda hemşerimiz Kurra Hafız İbrahim Gündoğar Hoca Efendi’den tashihi huruf ve mehârici hurûf dersleri aldım. Ayrıca son devir İstanbul ulemasından Emin Saraç Hocaefendi’nin tefsir, hadis ve fıkıh derslerine bir süre devam ettim. Katıldığım bu dersler, Fatih semtinde geçirdiğim bu yıllar ve tanıdığım seçkin bazı hocaefendiler, Osmanlı Devleti’ni daha yakından hissetme ve son devir medrese geleneği ve temsilcilerini bir nebze de olsa yakından tanıma fırsatını verdi bana. 1983 yılında üniversite giriş imtihanlarına katıldım. İyi hazırlanmıştım. Oldukça yüksek bir puan aldım. Tıp, siyasal, hukuk, mühendislik gibi yüksek puanlarla öğrenci alan birçok fakülteye girebiliyordum. Ancak çevremin yönlendirmesiyle birkaç tıp fakültesi tercih etmiştim. Bunlardan biri olan KTÜ Tıp Fakültesi’ni kazandım. Bu yıllarda İmam-Hatip Lisesi öğrencileri, öğretmenler ve çevre tarafından yoğun bir şekilde tıp, hukuk, siyasal ve mühendislik gibi okullara yönlendirilmekteydi. Ben de bunun etkisi altına kalmıştım. Ancak dini ilimleri okuma arzum da sona ermemişti. Aksine tıpla beraber dini ilimleri de okumayı hedefliyordum. Fakat her ikisini yürütmenin zor olduğunu anlayınca, üç ay kadar devam ettim ve tıp fakültesinden ayrıldım. Bu ayrılış, çevremde bir merak uyandırmıştı. Ancak ben köprüleri atmış dini ilimler sahasında tahsile devam etmeye karar vermiştim. 1984 yılında tekrar üniversite imtihanına girdim. Sadece ilahiyat fakültelerini tercih ettim ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandım. Arapçadan yapılan muafiyet imtihanında yüz kişiden sekiz kişi geçmiştik. Neticede hazırlık okumadan dört yıl sonunda 1988’de mezun oldum. Ankara İlahiyat Fakültesi’nde okuduğum yıllar, İslami ilimlere ve dini meselelere iyice yoğunlaştığım yıllardır. Bu dönem aynı zamanda aldığım geleneksel dini eğitimle yeni dini yaklaşımlar arasında fikri anlamda gelgitler yaşadığım yıllar oldu. Bu yıllar, İslam- toplum ilişkisine bakarken problemli alanları fark etmeye, yine çözüm konusunda izlemem gereken yol ve yöntem konularında fikirlerimin şekillenmeye başladığı yıllardır.

BU HALİNLE BURADA NE İŞİN VAR?
1993 yılında Arapçamı geliştirmek ve tefsirle ilgili kaynak temini ve incelemelerde bulunmak üzere on ay süreyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından burslu olarak Tunus’a gönderildim. Ancak kaderin garip bir tecellisi; henüz bir ay dolmamıştı ki bir çarşı dönüşü yoldan karşıya geçerken bir araba çarptı ve kalça kemiğim kırıldı. Aldığım bu darbe benim sonraki hayatımı ve sağlığımı hep etkiledi. Tabii ki hastaneye kaldırıldım ve ertesi gün ameliyata alındım. On gün hastanede kontrol altına kaldıktan sonra baston kullanarak ülkeme dönmeme müsaade ettiler. Yaklaşık iki ay istirahat etmek mecburiyetinde kaldım. Ancak aklım fikrim Tunus’taydı. Çünkü eğitim öğretimle ilgili bazı hedeflerimi gerçekleştirmek için bu ülkeye gitmiştim. Ne yazık ki böyle bir kazaya maruz kalmış, arzu ve niyetlerimi gerçekleştirememiştim. Neticede bir süre Türkiye’de istirahat ettikten sonra tekrar kullandığım bastonlar yardımıyla Tunus’a döndüm. Tanıdık arkadaşlarım beni tekrar orada görünce “bu halinle burada ne işin var” gibilerinden sitemde bulundular. Bir süre sonra bastonları bıraktım; zorlansam da normal hayatıma dönmeyi başardım. Sonraları Zeytune Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora derslerine katıldım. Ayrıca Habib Burgiba Enstitüsü’nde Arap dili ve belagatı derslerine devam ettim. Tunus’ta bulunduğum aylar, Arap-İslâm dünyasında son asırda tefsirle ilgili yapılan çalışmaları tanımam açısından faydalı oldu. Yüksek lisans tezimle ilgili epeyce kaynak temin ettim. Döndükten sonra 1994 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Doç. Dr. Mevlüt Güngör danışmanlığında yüksek lisans tezimi tamamladım. Tabii bu arada 1987-1994 yılları arasında Ankara Altındağ Müftülüğü’ne bağlı olarak değişik yerlerde imam-hatiplik görevinde bulundum. Daha sonra müftülük-vaizlik hizmet içi eğitim kursunu bitirdim. Kısa bir süre Rize-Ardeşen’de vaizlik yaptım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda yedi yıl yaptığım bu görev, daha sonraları tekrar bu kuruma dönmemin bir nevi alt yapısını oluşturdu. 

VE DİYANETTE GÖREV ALDIM
1994’de KTÜ Rize İlahiyat Fakültesi’ne araştırma görevlisi olarak atandım. 2000 yılında Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı olarak Prof. Dr. Sadık Kılıç danışmanlığında doktora programını tamamladım. 2006 yılında doçent oldum. 2007 ve 2008 yılları arasında aynı fakültede Temel İslâm Bilimleri Bölüm Başkanlığı, Fakülte ve Enstitü yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundum. Bu yıllarda bir taraftan öğrenci yetiştirdim, diğer taraftan da aşağıda dökümünü vereceğim doktora, doçentlik çalışmalarını ve tefsirle ilgili değişik makaleleri hazırladım.   
2008 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği seçimine iştirak ettim. Altmış civarında adayın iştirak ettiği bu seçimde oy sıralamasında üçüncü sırada yer aldım. Bu beklemediğim bir sonuçtu. Oy kullananlar, Diyanet İşleri Başkanlığı üst düzey yetkilileri, bölgelerden gelen müftüler ve ilahiyat fakültelerinden gelen dekan ve öğretim üyeleriydi. Neticede Başkanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla görevlendirme ile Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği’ne atandım (2008). Daha önce akademisyen olarak dini teorik konularla meşgul olmuştum. Halen devam etmekte olduğum bu görev, hem bu kurumun iç işleyişini hem de pratikte yaşanan din ve Diyanet’le ilgili sorunları yakından tanımam açısından faydalı olmuştur. 2012 yılında Rize Üniversitesi (Daha sonra isim değişikliği ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi oldu) yönetim kurulu kararıyla profesörlüğe yükseltildim. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği ve Dini Yayınlar Komisyon Başkanlığı görevlerini de sürdürmekteyim. İngilizce ve Arapça bilmekteyim. Abdullah, Abdüssamet ve Muhammet isimli üç çocuk babasıyım. 

Prof. Dr. İbrahim Hilmi Karslı’nın Eserleri

A-KİTAPLAR
1.Hatip Şirbini ve Tefsirdeki Metodu (Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fak., 1988, yayınlanmamış).
2.Kur’an’a Göre Şeytan ve İnsanla Olan İlişkisi (Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyol Bil. Ens., 1994, yayınlanmamış).
3.Kur’an Yorumlarında Kadın, (Doktora tezi, Rağbet Yayınları, 2003).
4.Kutsal Kitaplara Göre Din Adamı (Doçentlik çalışması, Diyanet Vakfı Yayınları, 2010).
5.Kur’an’ın Gölgesinde Hayat (Diyanet Ayık Dergi’de yayınlanan makaleler, Ankara 2012). 
6.Kur’an’ı Anlamaya Giriş, (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2012).

 B-MAKALELER
1. Hasan Basri Çantay’ın Kur’an-ı Hakîm ve Meâli Kerim’deki Tercüme Metodu, Ekev Akademi Dergisi, sy. 13, (2002).
2.Çeviri Kuramları Açısından Muhammed Esed’in Çeviri Yöntemi ve Değerlendirilmesi, İslami Araştırmalar Dergisi, c. 16, sy. 1, (2003). 
3.Çeviri Kuramları Açısından Hamdi Yazır’ın Meal Yöntemi, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. IX, sy. 1, (2005 ).
4.Dini Tecrübenin Kur’an’ı Anlama ve Yorumlamadaki Rolü, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sy. 24, (2005).
5. Kur’an’ın Güzellik Fenomenine Yaklaşımı, Marife, yıl: 5, sy. 1, (2005).
6.Tarihsel Gelişimleri İtibariyle Tefsir Mukaddimelerine Dair Bir İnceleme, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sy. 20, (2003).
7. Kur’ân Tefsiri Açısından İlk Arap Lügati Kitabu’l-‘Ayn’ın Değerlendirilmesi, Nüsha, yıl: 4, sy. 14, (2004).
8. Tefsirin Sosyolojik Boyutu ve Sosyolojik Okunması, İslami Araştırmalar Dergisi, c. 18, sy. 2, (2005).
9. Kur’an’ın Bilimsel Tefsiri Üzerine Bazı Mülahazalar, Diyanet İlmi Dergi, c. 46, sy. 3,  (2010).
10. Dindarlığımızın İnşasında Kur’an Meallerinin Rolü, Diyanet İlmi Dergi, c. 47, sy. 1, (2011).
11.Kur’an’da Yahudi Din Adamlığı (Yahudi Geleneği ile Mukayeseli Bir Çalışma), Milel ve Nihal c. 7, sy. 1, (Ocak-Nisan 2010).
12.Çevre Sorunu ve Kur’an’ın Doğal Çevre Öğretisi, Diyanet İlmi Dergi, sy. 1, (2012).  

C-TEBLİĞLER 
1.“Et-tefsîru’l-‘ilmî’”, İslamî Bilim Metodolojisi, Sempozyum, Duşambe/Tacikistan, 2010.
2. “Hz. Peygamberde ‘Nübüvvet Sorumluluğu’na Psikolojik Bir Yaklaşım”, Kutlu Doğum Sempozyumu, Muğla, 2010.
3.Kadın-Erkek Eşitliği Bağlamında Tefsirlere Eleştirel Bir Yaklaşım, Kur’an ve Kadın Sempozyumu, TDV, Ankara (4 Haziran 2010) TDV, 2010. 
4. Yerel Yönetimlerin Aile Kurumuna Destek Vermeleri Bağlamında Din ve Diyanet’in Rolü, (Ailelere Destek Kurumları Olarak Yerel Yönetimler Sempozyumu, 2-4 Nisan 2012, Ankara).
5.Tefsiri (Anlam merkezli) Tercüme Açısından M. Hamdi Yazır’ın Meal Tarzı”, (Elmalılı M. Hamdi Yazır Sempozyumu, 02.04.2012 Antalya).     

D-TERCÜMELER (İngilizce’den)
1.Ahmet Halil Aziz, Kur’an’da Cinsiyet Kalıpları: Sosyolengüistik Bir yaklaşım, Din Bilimleri, c.4, (2004).
2. Muhammed Ebu Leyla, Kur’an: Tabiatı, Sahih Oluşu, Müslüman Akıl Üzerindeki Etki Ve Otoritesi, Din Bilimleri, c.5, sy. 1, (2005).
3.  Issa J. Boullata, Kur’an’ın Belağat Açısından Tefsiri: İ’caz Ve İlgili Konular, Din Bilimleri, c: 5,  S y :4, (2005).
4. Farid Esack, Kur’anî Hermönetik: Sorunlar ve Beklentiler, Tabula Rasa (Mayıs-Ağustos 2004, c.4. say. 11) (s.199-221).

Fatih Sultan KAR / İST

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gaziler Günü Dolayısıyla Rize'de Tören Düzenlendi
Gaziler Günü Dolayısıyla Rize'de Tören Düzenlendi
Kupada 3. eleme turu maç programı açıklandı
Kupada 3. eleme turu maç programı açıklandı