Üç Aylık Bebeğini ALLAH’a Emanet Edip, Cepheye Koşan Kahraman KADIN Kimdir? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı…

Üç Aylık Bebeğini ALLAH’a Emanet Edip, Cepheye Koşan Kahraman KADIN Kimdir? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı…

Üç Aylık Bebeğini ALLAH’a Emanet Edip, Cepheye Koşan Kahraman KADIN Kimdir? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı…
Üç Aylık Bebeğini ALLAH’a Emanet Edip, Cepheye Koşan Kahraman KADIN Kimdir? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı… admin

Türk tarihinde, ismi öne çıkan birçok kahraman olduğu gibi, ismi bilinmeyen ve mezar taşları bile olmayan sayısız kahraman vardır.

Bu kahramanlar; kadındır, erkektir. Onlar toprağımızın ekinleridir. Toprağa düştükleri gün, yeniden ekin verirler.

Şimdi tarihimizin önemli bir “kadın kahramanı” NENE HATUN”un Osmanlı-Rus Savaşı’nda (1877-1878) nasıl kahramanlık gösterdiğini anlatacağım. Türk kadınının, “gereklilik halinde” vatanı için aynı kahramanlığı bügünde göstereceğini ifade etmek istiyorum.  

Ünlü Fransız Türkolog Prof.Jean-Paul ROUX, “Orta Asya Tarih ve Uygarlık” adlı eserinde aynen şöyle diyor: “Türklerde herkes savaşa isteyerek katılır. Ordu ayağa kalkmış bir halk, yürüyen bir ulustur. KADINLARI da gerektiğinde savaşırlar, ki bu Yunanlıları dehşete düşürmüştür.”

İşte kadını ile erkeği ile bu güzel topraklarda hep birlikte omuz omuza yaşayan bizler, “din ve ırk ayırt etmeksizin” millet olarak bir bütünüz. Vatandaşlık bakımından hepimiz “Türk”üz ve biz Türkler için “vatan” namustur. 

***

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) ağır bir yenilgi aldık. Ama bu ağır yenilgi, “Türk Milleti”ni kenetledi. Anadolu’nun her tarafında NENE HATUN gibi kahramanlar çıkmasına vesile oldu.

Bugün bir çoğunun ismini dahi bilmiyoruz. Vatan için toprağa düşmüş bu isimsiz kahramanları; dua ile, şükran ile saygı ile anıyoruz.

***

93 Harbi’nde Osmanlı, Doğu Cephesi’nde (Erzurum) Ruslarla cetin bir mücadele içindeydi.

Erzurum’da, Rusların doğudan ilerlemesini önlemek için, şehrin stratejik yüksek tepelerine tabyalar (bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı) yapılmıştı. Bunların en önemlileri Aziziye ve Mecidiye Tabyaları’dır.

Şimdi bu tabyaların, Ruslarca ele geçirildiğinin haberini alan NENE HATUN’un “üç aylık bebeğini bırakıp” cepheye koşması ve  O’nun şahsında da, bu Milletteki “vatan sevgisi”nin nasıl bir duygu olduğuna bakalım.

NENE HATUN

Bu kahraman kadın, 1857’de Erzurum’da doğdu. 1877’de Ruslarla savaş başladığında daha 20 yaşındaydı.

***

Erzurum’da yaşayan Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteciler, Ruslarla işbirliği içine girdiler. Osmanlı’nın “Millet-i Sadıka” dediği ve birinci sınıf bir hayat süren Ermenilerin içinden çıkan bu çeteler, Erzurum halkını arkadan hançerlemek için kollarını sıvadılar.

Ermeni çeteciler, 8/9 Kasım 1877 tarihinde gece vakti, Türk askerleri uykudayken baskın yaptılar ve onları şehit ederek Aziziye Tabyası’nı ele geçirdiler. Hemen peşlerinden gelen Ruslara da, bu tabyaları teslim ettiler.

Yaralı bir Türk askeri, kötü haberi Erzurum halkına ulaştırdı. Sabah ezanının hemen ardından minarelerden: "Moskof askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi" diye duyuru yapıldı.

Haberi duyan Erzurum halkında “Milli Duygular” şahlandı. Silahını alan tabyalara koştu. Silahı olmayanlar ise; taş, sopa, balta, kazma… ile vatan savunmasındaydı.

***

İşte Erzurum halkı, “ayağa kalkmış bir halk, yürüyen bir ulustu.” Bunların arasında NENE HATUN da vardı. Bu kahraman kadının, kocası cephede savaşıyordu, ağabeyi Hasan bir gün öncesinde cepheden yaralı getirilmiş ve kollarında şehadete yürümüştü. Daha defnedilmemişti, sıcak bedeni henüz soğumaya başlamıştı.

NENE HATUN’un bir oğlu ve üç aylık bir kız bebeği vardı. Ağabeyinin şehadete yürümesinin ateşi daha bağrındaydı. Kocasının akibetinin ne olduğunu bilmiyordu. Büyük bir metanet içinde “anneliğin olanca sıcaklığı” ile bebeğini emzirdi. Belki de bu son emzirmesiydi. Bebeğini son kez öpüp ona: Seni bana Allah verdi. Ben de O'na emanet ediyorum" dedi. Ölen ağabeyinin “tüfeğini” ve “satırını” alarak halkın arasında Aziziye Tabya’sına doğru koşmaya başladı.

Ruslar, modern silahları ile tabyalara doğru koşan halkın üzerine mermi yağdırıyordu. Öndekiler şehit oluyor, arkadan şehit olmak için koşan halk tabyaların demir kapılarına dayanıyordu. Başa baş bir mücadele başladı. Vatanını, namusunu savunan Erzurum halkının içinde binlerce NENE HATUNLAR, erkeklerle birlikte vatan savunmasındaydı. Bu vatanseverler, yarım saat içinde 2300 Rus askerini öldürerek Aziziye Tabyası’nı geri aldılar.

Bu dişe diş mücadelede 1000 kadar şehit verdik. Birçok yaralımız vardı. NENE HATUN da yaralanmıştı. O, kendi yarasını ve evdeki bebeğini unutmuş “vatan savunmasında” daha ağır yaralılara yardım ediyordu. “Bebem ANASIZ büyür de, VATANSIZ büyüyemez” diyerek, düşman tamamen Erzurum’dan kovuluncaya kadar mücadelesine devam etti. Ve O’nun gibi nice NENE HATUNLAR vardı orada…

***

Yıllar sonra NENE HATUN, o gün yaşananları şöyle anlatıyordu:

“Ağabeyim Hasan cepheden ağır yaralı olarak bir gece önce eve gelmişti. Bir yandan ona bakarken, bir yandan da 3 aylık çocuğumu emziriyordum. Ağabeyim o gece kollarımın arasında öldü. Sabaha karşı minarelerden ‘Moskof Aziziye’ye girdi’ diye haykırışlar başlayınca, kardeşimin alnını öpüp, ‘Seni öldüreni öldüreceğim’ diye and içtim. Yavrumu Allah’a emanet ettikten sonra, ağabeyimin tüfeğini ve satırımı alıp dışarı fırladım. Sel gibi Aziziye’ye akıyorduk. Tabyanın mazgallarından düşman ölüm yağdırıyordu. Düşmanda iyi silah vardı, bizde de iman. İleri atıldım. Dadaşlar arasına karıştım. Satırım durmadan kalkıp iniyordu.”

***

Bir Amerikan subayı, NENE HATUN’u merak edip, O’nu ziyarete gittiğinde sorduğu soru üzerine şöyle diyordu:"O zaman vazifemi yapmıştım. Bu gün de ilerlemiş yaşıma rağmen aynı hizmeti, daha mükemmeliyle yapacak güç ve heyecana sahibim." NENE HATUN’un böyle ulvi “vatan sevgisi” karşısında Amerikan askeri şaşkınlık içinde kalmıştı.

Bu kahraman kadın, 22 Mayıs 1955’de, arkasında onurlu bir yaşam bırakarak hayata veda etti. Ölmeden önce Türk Kadınlar Birliği, O’nu “yılın annesi” seçti.

“Her Türk Asker Doğar” sözü boşa değildir.

***

Sonsöz olarak J.P.ROUX’ın şu tespiti ile bitireyim: “Türkler için savaşta ölmek, dünyayı terk etmenin ve ‘gereklilik’ dedikleri şeye karşılık vermenin en ‘ihtişamlı’ biçimidir.” Evet, Türklerde vatan savunmasında “şehit” ve “gazi” olmak kadar güzel bir duygu yoktur. Başka hiçbir millet ölüme böyle güzel duygularla gidemez. Allah, birliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin (Amin).

 

Erkan HACIFAZLIOĞLU Kimdir? Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Rize’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı Üniversitede Siyaset Bilimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaparak “Siyaset Bilim Uzmanı” unvanını aldı. Yine aynı Üniversitede Yönetim Bilimi kürsüsünde doktora çalışmasında bulundu.

twitter adresi:

https://twitter.com/erkanhacifazlio

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Muharrem İnce'den gençlere: Maratona hazırlanın
Muharrem İnce'den gençlere: Maratona hazırlanın
Adnan Oktar'ın 13 saattir ifadesi alınıyor
Adnan Oktar'ın 13 saattir ifadesi alınıyor