“İSTEMEZÜK!!!” Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı…

“İSTEMEZÜK!!!” Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı…

“İSTEMEZÜK!!!” Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı…
“İSTEMEZÜK!!!” Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı… admin

Yeniçeriler isyan çıkaracakları vakit bir bahane bulur ve “istemezük” diye isyan başlatırlardı. Günümüzde de çokça kullanılan “istemezük” kelimesi yeniçerilerden bize kalmıştır. Bu yazı ile Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması ele alınacaktır.

*** 

Yeniçeri Ocağı 1364’de I. Murad tarafından kuruldu. Osmanlı Ordusunda padişaha en yakın askeri birlikti. Uzun yıllar İmparatorluğun Sancağı’nı taşıdılar. Kuruluşundan yok oldukları 1826’ye kadar onlarca isyan çıkardılar, padişahları tahttan indirip yenisini oturttular ve hatta birçok padişah, sadrazam, üst düzey devlet adamını hunharca öldürdüler.

İşte böyle bir ortamda 1789’da tahta çıkan III. Selim bozulan devlet nizamını yeniden tesis etmek için bir dizi önlem aldı. Bu önlemelerin başında da orduda reform ve en önemlisi yeniçerilerin ıslahı geliyordu.

***

Yeniçeriler 1800’lere kadar Osmanlı ordusunun kalbi olarak görev yaptılar. Padişahın en yakınındaki askeri birliktiler. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı Bayrağı’nı Viyana’ya kadar taşıdılar. Ancak zamanla bozuldular. Önceleri evlenmeleri, esnaflık yapmaları yasak olan yeniçeriler bu yasakları hak olarak görmeye ve savaş haricinde her şeyle iştigal olmaya başladılar.

Sultan Selim, yeniçerilerle ilgili ıslahatın mümkün olmadığını görünce Avrupa tarzı Nizam-i Cedid adında yeni bir ordu kurdu. Bu yeni ordunun kurulması yeni masrafların ortaya çıkmasına yol açtı. Bunun için de İrad-ı Cedid adında bir vergi koydu ve birçok üründen (yün, rakı, şarap, üzüm, vs) vergi almaya başladı. Bu vergiler halk arasında rahatsızlığa neden oldu.

***

III. Selim, Nizam-i Cedid’i kurarken yeniçerilerin “kazan kaldırıp” isyan etmemesi için tedbirli davranıyordu. Ama Sultan Selim’in korktuğu şeyin başına gelmesine az kalmıştı. Nizam-i Cedid askerlerine Avrupa tarzı talimli savaş yöntemi öğretilmeye başlandığında, Yeniçeriler; “talimli asker gâvur işidir” propagandasını yaydılar.

Sultan Selim’in reformları yeniçerilerle birlikte hareket eden ulema tarafından Cuma hutbelerinde üstü kapalı ya da açıktan; “Padişah’ın getirdiği yeniliklerin ‘gavur icadı’ olduğu”, “Müslüman’a şapka giydirmek ister Sultan”,Sultan akıl hastasıdır, akıl hastası Sultan şer’en caiz değildir” diye propagandalarla halk kışkırtılıyordu. Tüm bunlar Padişah Selim’in sonunun geldiğinin işaretiydi (Prof.Fuat Andıç, II.Mahmud, Hitabevi Yay. s.31, 32).

Sultan Selim’i gâvurlukla itham eden mollalara, Nizam-i Cedid’e diş bileyen Yeniçeriler de katıldı. Bir de Osmanlı’nın Fransa ile yakınlaşarak güçlenmesini istemeyen Rusya, Fenerli Rumlar vasıtasıyla huzursuzluk çıkarmaya başladı. Rusya’nın öteden beri sıcak denizlere inme hayali ancak güçsüz bir Osmanlı Ordusu ile olabilirdi.

***

İşte böyle bir ortamda Yeniçeriler, Kabakçı Mustafa önderliğinde isyan ettiler. İstanbul’un her yerinde “Nizam-i Cedid-i İSTEMEZÜK, Müslüman olan bize katılsın” sesleri yükseliyordu. Bu isyan karşısında yumuşak huylu Sultan Selim kan dökülmemesi için hareme çekilerek tahtı isyancıların isteği üzerine yeğeni IV. Mustafa’ya bıraktı. IV. Mustafa 29 Mayıs 1807’de tahta çıktı. İlk iş olarak Nizam-i Cedid ortadan kaldırıldı. IV. Mustafa isyancı yeniçerilerin elinde bir kukla gibi Padişahlık yapmaya başladı.

***

III. Selim’in ıslahatlarının destekçisi olan Rusçuk Valisi Alemdar Mustafa Paşa, Selim’i tekrar tahta oturtmak için Temmuz 1808’de İstanbul surlarına 15 bin askeri ile dayandı. Padişah IV.Mustafa amcası Selim ve kardeşi Mahmud’un öldürülmesi talimatını vererek tahtın tek varisi olarak kalmayı planladı.

Saraya giren Alemdar, Selim’in öldürülmüş olduğunu görünce, tahtın tek varisi olarak kalan Mahmud’u tahta geçirmek için öldürülmeden bulunmasını istedi. Mahmud, son anda bacadan kaçırılarak kurtarıldı ve 28 Temmuz 1808’de Osmanlı Padişahı oldu.

***

II. Mahmud Padişah oldu ancak bu sefer de Alemdar’ın adamları devleti yönetiyordu. Sultan Mahmud, kendi başına buyruk olan Alemdar ve adamlarının bu vesayetinden kurtulmanın yollarını aramaya başladı. Ayrıca Anadolu ve Rumeli ayanları da başlarına buyruk hareket ediyordu. Sultan, bu ayanları İstanbul’a davet etti ve onlarla 28 Eylül 1808’de Sened-i İttifak’ı imzaladı. Bu senetle ayanlara bazı imtiyazlar verildi ancak Padişaha mutlak itaat edecekleri yönünde önemli bir hüküm de kondu. Böylece, Alemdar’ın etkisini de azaltmış oluyordu.

***

Sultan Mahmud, bu sırada Rumeli’de baş gösteren kargaşa nedeniyle Alemdar’ın askerlerini Rumeli’ye gönderme emrini verdi. Alemdar buna itaat etti. Artık İstanbul’da Alemdar’ın çok askeri kalmamıştı. Bu sırada, yeniçeriler arasında ocağın kaldırılacağı ve Alemdar’ın askerleri yeniçerilerin yerine geçeceği dedikoduları dolaşıyordu. Yeniçeriler, Alemdar’ın çoğu askerinin Rumeli’de olduğunu fırsat bilip, az sayıdaki Alemdar’ın askerlerine saldırarak onları yok ettiler ve Alemdar’ı da 14 Kasım 1808’de öldürdüler.

Tüm bunları Sultan Mahmud, Alemdar’ın tahakkümünden kurtulmak için hiçbir şey yapmadan Sarayından izledi.

Alemdar’ın ortadan kaldırılması sonrasında yeniçeriler yine önemli konuma geldiler. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar da şımarıklıkları artarak devam etti.

***

Sultan Mahmud, 1826 yılında Şeyhülislamdan “harp fenninin askere öğretilmesi şerian vaciptir” diye bir fetva alıp yola çıktı (Prof.F.Andıç, s.76). Modern bir ordunun kurulmasına, yeniçerilerin geçmişte olduğu gibi karşı çıkacağını Sultan Mahmud tahmin etmiş olmalıdır.

Sultan Mahmud muhtemel çıkacak isyan durumunda “ulema sınıfı”nın yanında yer alması için onlara bazı imtiyazlar verdi.

Padişah Mahmud, Mayıs 1826’da Şeyhülislam Konağı’nda büyük bir meclis topladı. Bu mecliste Yeniçeri Ağası yeni talimli bir orduya yeniçerilerin karşı çıkmayacağını söyledi. Bunun üzerine “Eşkinci Ocağı” adıyla yeni bir ordu kurulması kararlaştırıldı. Bu ordunun askerleri yeniçeriler arasından seçilecekti.

Sultan Mahmud, yeniçerilerin “kazan kaldırıp” isyan etmelerini bekledi. Yeniçeriler de talimlerden bıkıp usanmışlar ve “bu ne menem iştir; gavur usulü talim yeniçeriler için değildir” deyip 15 Haziran 1826’da Et Meydanı’nda kazanlarını kaldırıp “İSTEMEZÜK” diye bağırarak isyan ettiler (Prof.F.Andıç, 77). (Et Meydanı: Aksaray’da yeniçeri kışlalarının ortasındaki meydanın adı, bugün Ahmediye Karakolu, hızlı tramvay ve Vatan Cad.nin olduğu yer).

***

Padişah Mahmud isyan başladığında yanına çektiği ulemadan, “isyanın bastırılması gerektiği yönünde görüş” aldı ve bunu halka adamları vasıtasıyla yaydı. Ayrıca, Sultan “Sancak’ı Şerif’i” çıkarıp halkı “kâfirlerle savaş” için Sancağın altına çağırdı. (Erdal Küçükyalçın, Turnanın Kalbi Yeniçeri Yoldaşlığı ve Bektaşilik, s.13). Türk tarihinde ilk kez bir Padişah halka sırtını dayıyordu.

Halkın sancak altında toplandığını gören Sultan, Yeniçeri Ocağı’nı topa tutma emrini verdi. Yeniçerilerin teslim olmaları istendi ama bunu reddettiler ve kışlalarına çekildiler. Bunun üzerine, kışlalar topa tutuldu. Kaçışan yeniçerilerden 6 bin kadarı o gün öldürüldü. İki ay içinde ise 20 bin kadar yeniçeri yakalanıp idam edildi. Artık Sultan Mahmud mutlak iktidardı (Prof.F.Andıç, 78).

***

Yeniçerilerin bu isyanı sonrasında Ocak kaldırıldı ve bu olaya “Vak’ayı Hayriye” (Hayırlı Olay) dendi. İki ay kadar süren bu iç savaş sonrasında Osmanlı Devleti ordusuz kaldı. Artık yeniçeriler kaldırılmış ve yeni bir ordu kurulmasında hiçbir engel kalmamıştı. İşte günümüz modern ordusunun temeli 1826 yılının sonunda Sultan II. Mahmud tarafından “Asakir-i Mensure-i Muhammediye” adıyla kuruldu.

Sultan Mahmud, icraatları ile İmparatorluğun ömrünü yüz yıl uzatan Padişahtır. Amcası III. Selim’in yaptığı hatalardan ders alan Mahmud, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması için en uygun zamanı beklemiştir. Sultan Mahmud, amcası Selim’in yaptığı gibi Yeniçeri Ocağı’nın yanında başka bir ordu kurma hatasına düşmemiştir. Önce yeniçerileri kaldırmış ve sonrasında Asakir-i Mensure-i Muhammediye Ordusunu kurmuştur.

***

SONSÖZ olarak, Türk Devlet geleneğinin ne kadar güçlü olduğunu bu olaydan da anlayabiliriz. Ordusuz kalan Osmanlı İmparatorluğu çok kısa sürede küllerinden güçlü bir ordu yaratarak günümüz modern ordusunun temelini oluşturmuştur.

Fransız İmparatoru Napolyon Bonapart’ın (1769-1821) şu sözü ile bitireyim: “Türkler öldürülebilir ama asla yenilgiye uğratılamazlar.” Bu kadim coğrafyada sonsuza dek hüküm sürmemiz umuduyla…

Erkan HACIFAZLIOĞLU Kimdir? Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Rize’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı Üniversitede Siyaset Bilimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaparak “Siyaset Bilim Uzmanı” unvanını aldı. Yine aynı Üniversitede Yönetim Bilimi kürsüsünde doktora çalışmasında bulundu.

twitter adresi:

https://twitter.com/erkanhacifazlio

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cumhurbaşkanı Erdoğan 11. Kalkınma Planı Tanıtım Toplantısı'nda Konuşuyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan 11. Kalkınma Planı Tanıtım Toplantısı'nda Konuşuyor
Türkiye Nüfusu 2040 Yılında 100 Milyonu Geçecek
Türkiye Nüfusu 2040 Yılında 100 Milyonu Geçecek