BATUM’u Nasıl Kaybettik? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı

BATUM’u Nasıl Kaybettik? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı

BATUM’u Nasıl Kaybettik? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı
BATUM’u Nasıl Kaybettik? Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı admin

BATUM bizim için çok önemlidir. Türkülerimiz vardır Batum’la ilgili. Şehit dedelerimizin mezarları vardır orada. Dedelerimizin kuşağına Batum acısı bir hançer gibi saplanmıştır.

Batum konusu ele alınırken ELVİYE-İ SELASE (Batum, Kars, Ardahan) olarak geçen Sancağı, Batum’u merkeze alıp inceleyeceğim. Çünkü bu bölge tarihi süreci ve acıyı birlikte yaşadı.

***

Osmanlı ile Rusya arasında yapılan 93 harbinden (1877-78) sonra Kars, Ardahan ve Batum’a ELVİYE-İ SELASE yani ÜÇ SANCAK adı verildi.

Batum 1877’ye kadar Trabzon’a bağlı bir sancaktı. Batum Sancağı; Batum, Çürüksü, Aşağı ve Yukarı Acara (Keda Köyü, Maçakhel, Artvin, Yusufeli),  Arhavi, Gönye, Hopa, Hemşin ve Pazar’dan oluşmaktaydı.

***

93 harbinde Osmanlı çok ağır bir yenilgi aldı. Ruslar batıda Yeşilköy’e kadar, doğuda ise Erzurum’a kadar ilerlediler. 3 Mart 1878’de Ruslarla Ayastefanos Antlaşması’nı imzaladık. Bu antlaşma çok ağır hükümler getiriyordu. Rumeli’de yaklaşık 237.000 km2 toprak kaybettik.

Bu Antlaşmanın 19. maddesi ile Kars, Ardahan ve Batum Rusya’ya bırakıldı.

***

Ayastefanos Antlaşması ile Ruslar Bulgaristan üzerinden sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştirecekti. Buna batılı devletler şiddetle karşı çıktı. Bunun üzerine 13 Temmuz 1878’de batılı devletlerle birlikte Berlin Antlaşması imzalandı. (Bu antlaşmadan en karlı İngiltere çıktı. İngiltere Kıbrıs ve Avusturya’da üs, Bosna Hersek’te ise haklar elde etti).

Bu Antlaşmanın 58. maddesi ile de Kars, Ardahan ve Batum yine Rusya’ya bırakıldı.

***

1915 Çanakkale Savaşı’nın kazanılması sonucu Çarlık Rusya’sına yardım gönderilememiş ve Rusya’da 1917 yılında iç isyanlar çıkmıştır.

İşte bu koşullarda 3 Mart 1918’de Osmanlı-Rusya-Almanya-Avusturya Macaristan ve Bulgar Krallığı arasında BREST LİTOVSK Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Osmanlı’ya bırakılan Kars, Ardahan ve Batum’un geleceği HALKOYLAMASI ile tayin edilecekti. Osmanlı bu antlaşma ile son kez toprak kazandı. Ancak, Rusya ilk günden antlaşmayı ihlale başladı. Çekildiği toprakları Ermeni ve Gürcü çetelere bırakmayı yeğledi.

***

Antlaşmanın ihlal edildiğini gören Harbiye Nazırı Enver Paşa 4 Nisan 1918’de Batum, Ardahan ve Kars’ın işgali yönünde talimat verdi. Bunun üzerine 37.Kafkas Tümeni çatışarak 4 Nisan’da Ardahan, 14 Nisan’da Batum ve 25 Nisan’da ise Kars’a girdi. Osmanlı bu vilayetlere idareciler atadı.

Brest Litovsk Antlaşması’na göre yapılması gereken HALKOYLAMASI için hazırlıklar başladı. Eski Rus kayıtlarına göre 19 yaşını doldurmuş erkekler oy kullanacaktı. 14 Temmuz 1918’de halkoylaması başladı ve birkaç gün sürdü.

Batum’daki sonuçlara göre toplam 4.312 seçmenden; 2.669’sı Osmanlı’ya katılma yönünde EVET oyu kullandı. 160 kişi HAYIR oyu verirken, 1.483 kişi de ÇEKİMSER oy kullandı.

***

Elviye-i Selase’den toplam 85.129 kişi EVET oyu, 441 kişi HAYIR oyu, 1.693 kişi de ÇEKİMSER oy kullandı. Bu halkoylamasından sonra Elviye-i Selase yurda bağlandı. 11 Eylül 1918’de Osmanlı Devleti bir Kararname yayımlayarak idari teşkilatı oluşturdu. Memurlar tayın etti.

Ancak seçim sonuçlarına Gürcüler, Ermeniler ve Ruslar tepki gösterdi.

***

15 Eylül 1918’de Bakü’yü Halil Paşa (Enver Paşa’nın amcası) ele geçirdi. Bunu bahane eden Rusya 20 Eylül’de Brest Litovsk Antlaşması’nı feshetti.

Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen devletlerle 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile galip devletler Osmanlı topraklarını işgale başladılar. Mondros Antlaşmasının 11. maddesine göre Türk askeri Elviye-i Selase (Kuzey Batı İran) bölgesinden savaş öncesi sınırlara çekilecekti. 15.maddeye göre de galip devletler Batum’u işgal edebileceklerdi.

***

İşte bu ortamda 25 Ocak 1919’a kadar Türk askerinin Elviye-i Selase’yi terk etmesi istendi. 9.Ordu Erzurum’a çekildi ve Türk askeri 25 Ocak 1919’da Elviye-i Selase’den ayrıldı.

Askerimiz ayrıldıktan sonra İngiltere’nin güdümünde hareket eden Gürcü ve Ermeniler bölgeye yerleştirilmeye başlandı.

***

28 Ocak 1920’de ilan edilen Misak-ı Milli kararlarından biri de Elviye-i Selase ile ilgiliydi. Buna göre; Bizden alınmak istenen Kars, Ardahan ve Batum’da gerekirse TEKRAR HALKOYLAMASI yapılmalıydı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi açıldı. Bu Meclise o tarihte sınırlarımız içinde olmayan Batum’dan 5, Kars’tan 3, Ardahan’dan 2 ve Oltu’dan da 2 milletvekili seçildi. İşte yeni kurulan Ankara Hükümeti Kars, Ardahan ve Batum’un sınırlarımıza dâhil olduğu yönünde iddiasını devam ettiriyordu. 

***

15.Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Elviye-i Selase’yi almak için TBMM ile istişarelerde bulundu. 20 Eylül 1920’de Mustafa Kemal Paşa Kazım Karabekir Paşa’ya hareket emri verdi. 28 Eylül’de Sarıkamış alındı. Türk Ordusu 30 Ekim’de de Kars’ı ele geçirdi, 7 Kasım’da ise Gümrü’ye girdi. Ermeniler barış istediler ve 3 Aralık 1920’de TBMM’nin İLK RESMİ ANTLAŞMASI olan Gümrü Antlaşması Ermenilerle imzalandı. Buna göre Kars ve çevresi TBMM’ye verildi. Ermeniler Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanıdılar.

5 Aralık 1920’de Ermenistan SSCB’ye bağlandı ve bu tarihten sonra Ermenistan konusunun muhatabı SSCB oldu.

***

İngilizlerle işbirliği içinde olan Gürcüler, TBMM Hükümeti ile İNGİLİZ SİYASETİ gereği yakınlaştı. İngilizler bu yakınlaşmanın SSCB ile TBMM’nın arasını açacağını hesap etmişlerdi. Ve hesapları da doğru çıktı. 19 Şubat 1921’de SSCB Gürcistan’a savaş ilan etti. Kızıl Ordu Kuzeyden ve doğudan harekete geçerek Kafkasları işgal etti.

16 Mart 1921’de Kızıl Ordu Batum’un etrafını sardı. Batum’da hâkim olan Menşevik Gürcü Meclisi Batum’un SSCB’ye bırakılması kararı aldı. 18 Mart’ta da Kızıl Ordu Batum’a girdi. 19 Mart’ta SSCB TBMM’ye verdiği nota ile Batum’u terk etmesini istedi.

***

Bu arada SSCB ile müzakereler yapılıyordu. 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalandı. 13 Ekim 1921’de de Kars Antlaşması ile Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’la bugünkü sınırlar kararlaştırıldı.

Bu antlaşmalarla Kars, Ardahan ve Artvin’i Türkiye aldı. Batum ise Gürcistan’a kaldı.

***

Atatürk 29 Ekim 1933’de yaptığı konuşmada aynı değerleri taşıdığımız kardeşlerimizle ilgili şöyle diyor:

“…Bugün Sovyetler birliği, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanırlar? Manevî köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir…” (Aydın, Mesut (Doç),  Türkler Cilt II, Yeni Türk Devleti ve Misâk-I Millî, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s.106).

Atatürk’ün bu öngörüsü 1990’larda SSCB’nin dağılması ile gerçekleşmiş oldu. Bugün Irak ve Suriye’nin Kuzeyi’nde de aynı durum söz konusudur. Sınırlarımız ötesindeki ortak tarihi geçmişi paylaştığımız kardeşlerimizle her zaman ilişkilerimizi sıcak tutmamız bizi sınırlarımızda daha da güçlü kılacaktır.

***

SONSÖZ Olarak; Batum vilayeti son 100 yıla kadar bir Türk diyarı idi. Misak-i Milli sınırları içinde olan ve yeni kurulan TBMM’nin o günkü şartlar altında anavatana katamadığı Batum, Türk Milleti’nin gönlünde her daim sevgiyle durmaktadır.

Bizler Türk Milleti olarak Batum’da yaşayan kardeşlerimizi hiçbir zaman unutmadık. SSCB’nin dağılmasından sonra bu bölgedeki kardeşlerimizle ilişkilerimiz bıraktığımız yerden ilk günkü gibi devam etti. Bu ilişkilerin ticari ve sosyal hayatta daim olması temennilerimle… 

Erkan HACIFAZLIOĞLU Kimdir? Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Rize’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı Üniversitede Siyaset Bilimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaparak “Siyaset Bilim Uzmanı” unvanını aldı. Yine aynı Üniversitede Yönetim Bilimi kürsüsünde doktora çalışmasında bulundu.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TSK'dan Kuzey Irak'a operasyon
TSK'dan Kuzey Irak'a operasyon
Taşıt kredilerine yeni düzenleme
Taşıt kredilerine yeni düzenleme