Tarihten Günümüze İNSANLAR ve HAYVANLAR Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı

Tarihten Günümüze İNSANLAR ve HAYVANLAR Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı

Tarihten Günümüze İNSANLAR ve HAYVANLAR  Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı
Tarihten Günümüze İNSANLAR ve HAYVANLAR  Erkan HACIFAZLIOĞLU yazdı admin

BU YAZIMDA, tarihimizde insanlarla hayvanların birlikte yaşayarak tarih yapmaları ele alınacaktır. Bu konu bazı hayvanlar üzerinden geniş bir bakış açısı ile işlenecek ve nihayetinde ana tema olarak yaşamımız için hayvanların önemi konusunda farkındalık yaratılacaktır.  

***

TARIM toplumu insanı, hayvanları kendine yakın görürdü. İnsanda olmayan bazı üstünlüklerin hayvanlarda olduğuna inanır ve bu üstünlükleri maharetle kullanırlardı. Hayvanların yön bulması, koku alma üstünlüğü, görüş üstünlüğü ve fiziksel gücü gibi…

Örneğin ata binen kişi yönünü şaşırdığında at onu geldiği yönden geri götürür, deve ile çölde seyahat eden kişi su kaynaklarını devenin sezişi ile öğrenir, yine çölde şiddetli bir fırtına ortaya çıkmadan önce deve başını kuma gömerek fırtınanın geleceğini önceden haber verir.

***

GÜNÜMÜZDE de hayvanların üstünlüklerinden yararlanılmaktadır. Örneğin emniyet teşkilatı köpeklerin güçlü koku alma duyusundan yararlanarak birçok kriminal olayın ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

Bazı hayvanların olağandışı davranışları ile insanlara ortaya çıkacak bir felaketi önceden haber verir. Yakın zamanda Ege bölgesinde yaşanan depremlerden önce tabiatta sıkça görülen yılanların depremin habercisi olduğu, yine depremden saatler öncesi bazı hayvanların rutin dışı davranışları (memeli hayvanlardan; kedi, köpek, koyun, at… Kuşlardan; martı, karga, kırlangıç… Sürüngenlerden; yengeç, kertenkele, kurbağa… Böceklerden ise; sinek, karınca, arı, örümcek… vs) depremin olacağını önceden haber verdiği yönünde görüşler ve inanışlar vardır.

***

HER milletin geleneğinde bazı hayvan davranışları ile gelecekten haber alındığına inanılır. Örneğin; Göktürkler’de köpeğin çokça uluması bir felaketin geleceğinin habercisidir.  

Yakut Türklerinde guguk kuşunun ötüşü ölümün habercisi, dağ tavuğunun görünmesi ise yağmur yağacağının habercisi olarak kabul edilirdi.

İnsanlık tarihinde buna benzer birçok mistik inanışlar vardır. Tüm bunlar hayvanların bazı üstünlükleri ve gizemli güçlerinin olduğunun insanoğlu tarafından kabul edilmesidir.

***

BOZKIRDA at önemlidir. At tarih yapan bir hayvandır. Savaş, ulaşım, av, ticaret “at”sız olmaz. Hunlar her şeyi at sırtında yaparlar. Hun İmparatoru Atilla at sırtında Bizans elçileriyle müzakere eder.  Hunlar toplantılarını at sırtında düzenler, alışverişlerini at sırtında yaparlar. Ünlü Simyacı Zosimus, “Hun yere sağlam basamaz, at sırtında yaşar ve uyur” der.

Dede Korkut hikâyesinde ise Bamsı Beyrek atını kardeşinden yakın görür.

“At demem sana kardaş derim

Kardaşımdan yeğ!

Başım beraberi,

Başıma iş geldi yoldaş derim,

Yoldaşımdan yeğ!”

Yine, Orhun Kitabeleri’nde Kül-tiğin’in atları uzun uzun anlatılır.

***

ESKİ Türklerin takvimi “12 Hayvanlı Takvim” dır (Sıçan, sığır, kaplan, tavşan, balık, yılan, at, koyun, maymun, tavuk, köpek, domuz). Her yıl bir hayvanla temsil edilir. Orhun Kitabeleri’nde Kül-tegin “koyun yılı”nda uçar, yani ölür.

Anadolu’da Yörüklerin takvimi de hayvanların yaşamına göre oluşturulmuştur. Eşme ayı; İlk aydır. Temmuz’dan 20 Eylül’e kadar sürer. Bu ayda hayvanlar gündüz gölgede uyur ve gece otlanır. Kara Yatak Ayı; Aralık ayına kadar sürer. Bu ayda hayvanlar gece uyur, gündüz otlar. Çardak Ayı: Hayvanların kapalı ahırlarda tutulduğu aydır. Yelin Ayı: Şubat başlarında başlar. Dışı hayvanların karınları şişmesiyle başlayan aydır. Göç Ayı: Mart ayı ile başlar. Yuvadan Çıkma Ayı: Yeni doğan kuzuların yuvadan çıkması ile başlar. Örütmek Ayı: Nisan ayının sonuna doğru başlar ve Mayıs ayının sonuna doğru biter. Hayvanların geceleri otlamaya başladığı aydır. İlk Kırkım Ayı: Hayvanların ilk kırpılmaya başladığı aydır. Kuzu Kırpım Ayı: Kuzuların kırpılmaya başladığı aydır. Böylelikle Eşme ayına tekrar gelinir. 

***

İNSANLARIN hayvanlara benzetilmesi günlük yaşamda çokça karşılaştığımız bir husustur. “Arslan gibi adam” derken güçlü kuvvetli bir insanı anlatırız. “Tilki gibi” deyince o kişinin kurnazlığından bahsedilir. At cesurluğu, köpek direnişi, karga ihtiyatlılığı, ayı yiğitliği, kurt savaşçı oluşu, karınca çalışkanlığı… temsil eder. Romanlarımız, şiirlerimiz çoğu zaman hayvan insan ilişkisi üzerine kuruludur.

 Tarihte bu benzetmeler daha da ulu bir hal almaktaydı. Örneğin Orhun Kitabeleri’nde Bilge Kağan “Babamın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş” diye söyler. Bu söylemde kurdu güçlü ve kuvvetli olarak ululaştırırken koyunu ise güçsüz göstermektedir.

***

SONSÖZ OLARAK; İnsanlarla hayvanlar geçmişten günümüze aynı ortamlarda yaşamaktadırlar. Medeniyetin gelişmesine hayvanlarında katkısı olduğu unutulmamalıdır. Nuh tufanı olmadan önce Hz. Nuh (as) gemisine her tür hayvandan birer çift almıştır. Bu bize hayvanlar olmadan dünyamızda yaşamın olamayacağının önemli bir göstergesidir.

Hayvanlara kötü davranılmaması dinimizin de emirlerindendir. Aynı atmosfer altında oksijen soluyarak birlikte yaşadığımız hayvanlara iyi davranmamız ümidiyle…

Erkan HACIFAZLIOĞLU Kimdir? Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Rize’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı Üniversitede Siyaset Bilimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaparak “Siyaset Bilim Uzmanı” unvanını aldı. Yine aynı Üniversitede Yönetim Bilimi kürsüsünde doktora çalışmasında bulundu. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Güneysu'nun Dini ve Sosyal Hayatı masaya yatırılıyor
Güneysu'nun Dini ve Sosyal Hayatı masaya yatırılıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan valiler toplantısında
Cumhurbaşkanı Erdoğan valiler toplantısında